Kamuoyu açıklaması: İslami çalışma gruplarına yönelik sistematik hale gelen baskılara itiraz ediyoruz

Home / Haberler / Kamuoyu açıklaması: İslami çalışma gruplarına yönelik sistematik hale gelen baskılara itiraz ediyoruz
Kamuoyu açıklaması: İslami çalışma gruplarına yönelik sistematik hale gelen baskılara itiraz ediyoruz

Bir grup Müslüman yazar, Darul Erkam Medresesi mensuplarına yönelik tutuklama zulmü ile Furkan Vakfı’nın konferansının engellenmesi ve ardından da basın açıklamasına tomalı, biber gazlı müdahalede bulunulup Müslüman bir kadının örtüsüne el uzatılmasına kadar vardırılan zulmü telin amaçlı bir basın açıklaması yayınladı.

Ahmed Kalkan, Ahmet Turgut Ulucak, Mehmet Pamak ve Şükrü Hüseyinoğlu tarafından ortak yapılan açıklamada, bağımsız İslami çalışma gruplarına yönelik artan ve sistematik hale gelen baskılara dikkat çekildi ve 28 Şubat’ı hatırlatan uygulamaların yaşanmaya başladığına dikkat çekildi.

Kamuoyu açıklamasının tam metni şu şekilde: 

Darul Erkam Medresesi’ne Yönelik Tutuklama ile Furkan Vakfı’na Yönelik Engelleme ve Müdahale Zulmünü Kınıyoruz

23.04.2017

Son birkaç aydır, bağımsız İslami çalışma gruplarına yönelik yoğunlaşan ve artık sistematik hale gelen baskı, engelleme, gözaltı ve tutuklamalara günaşırı yeni vakalar eklenmeye devam ediyor. Geride bıraktığımız hafta içi ve sonunda, bahsettiğimiz çerçevede yine haksız tutuklamalara ve engelleme, müdahale ve dahası bir kadının örtüsüne polis tarafından el uzatılması görüntülerine tanıklık ettik.

İki hafta önce (7 Nisan Cuma) gece yarısı evlerine yapılan baskınla gözaltına alınan, Bağcılar’da mütevazi bir mekanda faaliyet gösteren Darul Erkam Medresesi hocalarından Cihan Akman ve arkadaşlarından üçü hafta içi nihayet çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

Hafta sonu (22 Nisan Cumartesi) ise, Adana’da faaliyet gösteren Furkan Vakfı’nın “Kutlu Doğum” konferansına Valilik kararıyla son anda engel konulduğu ve bunun üzerine konuyla ilgili bir basın açıklaması yapmak üzere bir araya gelen Vakıf mensuplarına polis tarafından tomalı, biber gazlı müdahalede bulunulduğu haberi geldi. İnternet medyasına ve sosyal paylaşım sitelerine yansıyan görüntülerde, tomadan sıkılan tazyikli suya ve sıkılan biber gazlarına maruz kalan kadınlar ile darp edilen ve kanlar içinde kalan Vakıf mensupları göze çarpmaktaydı.

Bu görüntüler içinde en dehşetengiz olanı ve maalesef 28 Şubat günlerini hatıra getireni ise, bir kadın polisin bir Müslüman kadının örtüsünü çıkarmaya çalışması ve yanındaki bir erkek polisin de bu zulmü işleyen meslektaşı yerine mazlum kadına biber gazı sıkmasına dair görüntülerdi.

13 Mart Cuma günü Cuma namazı esnası ve sonrasında Ankara’da İLKAV’a yönelik olarakgerçekleştirilen çirkin provokasyon sonrası, provokatörlerce Emniyet Müdürlüğü’nde Allah Rasulü’ne (s) sinkaflı küfürler edilmesi ve olaya muhatap olan Müslümanlarca şikayette bulunulmasına rağmen ne o an, ne de sonrasında bu çirkefliğe hiçbir şekilde müdahalede bulunulmaması ve herhangi bir işlem yapılmaması da göz önüne alındığında, ciddi soru işaretlerinin ve endişelerin oluşması kaçınılmaz olmaktadır.

Şüphesiz ki Rabbimiz Allah bu zulümlerin hesabını soracaktır. Nedir bunca zulmün sebebi? Bu insanlar hangi suçu işlemişlerdir? Üstelik hangi suç işlenirse işlensin, şiddete başvurmadan kendisini ifade etmek isteyenlere yönelik bu polis şiddetinin izahı yapılabilir mi?

Bu gidişin sonu dünyada da ahirette de hüsrandır. Hangi inanç, fikir ya da düşünce kesimi olursa olsun, herkes inancını, fikrini serbestçe seçip özgürce beyan edebilmeli ve yaşayabilmelidir. Şiddete başvurmadığı ve kör şiddete çağırmadığı, başkasının hakkına ve hayatına zorla müdahale edip hak ihlali yapmadığı sürece hiçbir gücün müdahale etme ve zorbalıkla engel olma hakkı olamaz. Hem de aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu bir grup Müslüman, konferanslarının iptalini protesto etmek amaçlı bir basın açıklaması yapıp dağılacakken, tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etmenin, üstelik Müslüman bir kadının örtüsüne el uzatılmasının zorbalıktan başka izahı yapılabilir mi? Yeni Türkiye dedikleri bu muydu?

Furkan Vakfı özelinde ve Hizbuttahrir’de de olduğu gibi, son bir yıllık zaman diliminde giderek artan biçimde iktidara eklemlenmeyen bağımsız İslami çalışmalara engel olmaya çalışılmakta ve anlaşılmaz biçimde ardı ardına konferansları iptal edilmektedir. Sözden ve fikirden bu kadar korkuluyor olması ve susturmak için şiddet ve baskı politikalarına başvurulması kendi fikir ve sözünün haklı ve güçlü olmadığı korkusu taşıyan acizlerin işidir.

Bırakın insanlar şiddete başvurmadan kendilerini serbestçe ifade etsinler. İçeriğine katılmasanız da, farklı düşünseniz de zulümle engel olamazsınız. Nitekim bizler de birçok konuda Furkan Vakfı’nın söylem ve eylemlerine mutabakatı olmayan Müslümanlar olarak, bu kardeşlerimizin kendilerini serbestçe ifade etme özgürlüklerini savunmayı İslami ve insani bir sorumluluk olarak görmekteyiz.

Darul Erkam Medresesi mensuplarına yönelik tamamen haksız tutuklama kararı ile Furkan Vakfı mensuplarına yapılan engelleme ve müdahale zulmüne, aynı şekilde bu süreçte engelleme ve baskılara muhatap kılınan tüm mazlumlara yönelik haksızlıklara itiraz ediyoruz. Bilinmelidir ki, sözler ve fikirler zorbalık, baskı ve şiddetle bastırılamaz, susturulamaz.

Ahmed Kalkan   Ahmet Turgut Ulucak   Mehmet Pamak   Şükrü Hüseyinoğlu